Murat MARAP
Köşe Yazarı
Murat MARAP
 

SAMSUN VALİSİ ORHAN TAVLI'YA ÇAĞRI

Sayın Samsun Valisi Orhan Tavlı, Bu yazıyı kaleme almamın en büyük sebebi, Samsunspor-Amed maçı öncesi her iki taraftan da yapılan ırkçı ve aşırı milleyetçi sözlerin getireceği düşmanlığın önüne geçmek içindir. Bu hafta Samsun'da oynanacak Samsunspor-Amedspor karşılaşması, yalnızca iki takımın sahada vereceği bir mücadeleden ibaret olmamalı. Ne yazık ki maç öncesinde her iki taraftan da bazı kişilerin ırkçı, ayrıştırıcı ve aşırı milliyetçi söylemlerle ortamı germeye çalışması, futbolun etrafında örülmek istenen tehlikeli bir gerilimi beraberinde getiriyor. Oysa futbol dediğimiz şey, doksan dakika boyunca süren bir rekabetten ibarettir. Bir taraf kazanır, diğer taraf kaybeder. Hakem son düdüğü çalar, futbolcular soyunma odalarına gider, taraftarlar evlerine döner. Hayat devam eder. Peki, bu doksan dakikayı insanların kimlikleri üzerinden bir düşmanlık meselesine dönüştürmenin kime, ne faydası var? Sayın Valim, bir futbol maçının şehrin huzurundan, insanların can güvenliğinden ve toplumsal barıştan daha önemli olmaması gerekir. Samsun, tarihiyle, toplumsal hafızasıyla ve insanıyla bu ülkenin önemli şehirlerinden biridir. Amedspor da kendisini destekleyen taraftarlarıyla bu ülkenin futbol gerçeğinin bir parçasıdır. İki takımın karşı karşıya gelmesi, iki şehrin, iki halkın ya da iki kimliğin karşı karşıya gelmesi anlamına gelmemelidir. Futbol sahasında rekabet olabilir; ancak bu rekabetin ırkçılığa, hakarete, tehdide ve düşmanlığa dönüşmesine izin verilmemelidir. Elbette her iki takımın taraftarlarının tamamını aynı kefeye koymak doğru değildir. Binlerce insanın arasından bir avuç kişinin kullandığı provokatif dil, bütün bir taraftar topluluğuna mal edilemez. Ancak tehlike tam da burada başlıyor: Birkaç kişinin ortaya attığı nefret söylemi, gerekli tedbirler alınmadığında büyüyerek binlerce insanı etkileyebilecek bir gerilime dönüşebilir. Bu nedenle mesele, kimin haklı ya da haksız olduğundan önce, olası bir taşkınlığın ve geri dönüşü olmayan olayların nasıl önleneceğidir. Sayın Valim, Sizden beklentimiz, maç öncesinde ve maç günü yaşanabilecek olumsuzlukları önlemek için gerekli güvenlik tedbirlerinin kararlılıkla alınacağınızdan asla şüphem yoktur. Emniyet birimleri, ilgili spor kurumları ve kulüp yönetimleri arasında güçlü bir koordinasyon sağlanmalı; provokatif paylaşımlar, tehditler ve açıkça nefret söylemi içeren çağrılar ciddiyetle değerlendirilmelidir. Stadyum çevresinde, taraftarların ulaşım güzergâhlarında ve maç sonrasında oluşabilecek yoğunluklarda gerekli önlemler alınmalıdır. Eğer somut risk değerlendirmeleri, deplasman taraftarlarının güvenliğinin sağlanamayacağını ortaya koyuyorsa, deplasman yasağı da dâhil olmak üzere yasal ve ölçülü seçenekler değerlendirilmelidir. Ancak böyle bir karar, toptancı bir anlayışla değil, güvenlik ihtiyacı ve hukuki gereklilikler temelinde verilmelidir. Deplasman taraftarlarının güvenliği uygun önlemlerle sağlanabilecekse, öncelik güvenli bir karşılaşma ortamı oluşturmak olmalıdır. Burada özellikle altını çizmek istediğimiz bir husus var: Bu yaklaşım yalnızca Samsun'da oynanacak maç için değil, Amedspor'un kendi sahasında Samsunspor'u ağırlayacağı karşılaşma için de geçerli olmalıdır. Samsun'da Samsunsporlu taraftarların güvenliği ne kadar önemliyse, Diyarbakır'da Samsunsporlu taraftarların güvenliği de o kadar önemlidir. Samsun'da Amedsporlu taraftarların can güvenliği nasıl korunmalıysa, Diyarbakır'da da aynı hassasiyet gösterilmelidir. Ölçümüz takım renkleri, şehirler veya kimlikler değil; insan hayatı, hukuk ve kamu güvenliği olmalıdır. Çünkü güvenlik tedbirleri bir tarafı cezalandırmak, diğer tarafı haklı çıkarmak ya da bir topluluğu hedef göstermek için değil, herkesin güvenliğini sağlamak için alınır. Bugün bir şehirde gösterilen hassasiyetin yarın diğer şehirde de gösterilmesi, hem adalet duygusunu güçlendirir hem de provokasyonların önünü keser. Bir başka önemli mesele de sorumluluk sahibi insanların kullanacağı dildir. Siyasetçiler, yöneticiler, spor yorumcuları, kulüp temsilcileri ve taraftar gruplarının önde gelen isimleri, tansiyonu yükselten değil, düşüren açıklamalar yapmalıdır. Irkçı söylemler ve kimlikler üzerinden kurulan aşağılayıcı ifadeler, yalnızca söz olarak görülmemelidir. Bu tür ifadeler, uygun zemin bulduğunda gerçek hayatta şiddetin bahanesine dönüşebilir. Burada herkesin kendisine sorması gereken bir soru var: Takımımızın kazanması uğruna başka insanların kendisini tehdit altında hissetmesine razı mıyız? Bir maçın sonucunu, bir insanın kimliğine duyulan öfkenin gerekçesi hâline getirmek gerçekten taraftarlık mıdır? Hayır. Taraftarlık, takımını sevmektir; başkasından nefret etmek değil. Tribünde takımının arkasında durmaktır; başka bir insanın onurunu ayaklar altına almak değil. Rakibine karşı mücadele etmektir; rakibinin kimliğini hedef almak değil. Sayın Valim, Sizden beklentimiz, yalnızca maç günü yaşanabilecek olayları önlemeye yönelik bir güvenlik planı değil, aynı zamanda topluma güçlü bir mesaj verilmesine öncülük etmenizdir: Samsun'da hiç kimse kimliğinden dolayı hedef alınmayacak, hiçbir provokasyona müsamaha gösterilmeyecek ve hiç kimsenin güvenliği ihmal edilmeyecektir. Bu mesajın Diyarbakır'da da aynı açıklıkla karşılık bulmasını temenni ediyoruz. Çünkü toplumsal barış, yalnızca kendi şehrimizdeki insanları korumakla değil, başka şehirlerdeki insanların güvenliğini de önemsemekle mümkündür. Doksan dakika sonra skor tabelasında Samsunspor da yazabilir, Amedspor da. İyi oynayan kazansın, futbolun güzelliği konuşulsun, taraftarlar takımlarını desteklesin. Maç bitsin, insanlar birbirine düşmanlaşmadan evlerine dönsün. Ne Samsunspor'un galibiyeti bir başkasının kimliğine karşı kazanılmış bir zaferdir ne de Amedspor'un galibiyeti başka bir kimliğin yenilgisi. Bunlar, futbolun kuralları içinde elde edilen sportif sonuçlardır. Bu sonuçlara siyasi, etnik ya da toplumsal düşmanlık anlamları yüklemek, en çok da futbolun kendisine zarar verir. Unutmayalım ki bir maçın telafisi vardır. Kaybedilen puanlar geri alınabilir, başka maçlarda yeni galibiyetler kazanılabilir. Ancak bir provokasyonun yol açtığı şiddetin, yaralanmanın, can kaybının ve toplumsal hafızada açtığı yaranın telafisi her zaman mümkün değildir. Sayın Vali Orhan Tavlı, bu maçın en büyük başarısı, doksan dakikanın sonunda herkesin sağ salim evine dönmesi olacaktır. Gelin, bu karşılaşmayı düşmanlığın değil, sağduyunun kazandığı bir maça dönüştürelim. Irkçılığa karşı ortak bir duruş sergileyelim. Aşırı milliyetçi söylemlerin, kimlik kışkırtmalarının ve provokasyonların futbolun önüne geçmesine izin vermeyelim. Kim kazanırsa kazansın, kazanan futbol olsun. Kaybeden ise nefret, ayrımcılık ve provokasyon olsun. Çünkü bu ülkede hepimizin ihtiyacı yeni düşmanlıklar değil; birlikte yaşayabilmenin, birbirimize saygı duyabilmenin ve farklılıklarımıza rağmen aynı tribünde, aynı sokakta, aynı ülkede huzur içinde var olabilmenin yollarını çoğaltmaktır. Bu maçın kaybedeni kardeşliğimiz olmasın!
Ekleme Tarihi: 23 Ekim 2026 -Cuma
Murat MARAP

SAMSUN VALİSİ ORHAN TAVLI'YA ÇAĞRI

Sayın Samsun Valisi Orhan Tavlı,

Bu yazıyı kaleme almamın en büyük sebebi, Samsunspor-Amed maçı öncesi her iki taraftan da yapılan ırkçı ve aşırı milleyetçi sözlerin getireceği düşmanlığın önüne geçmek içindir.

Bu hafta Samsun'da oynanacak Samsunspor-Amedspor karşılaşması, yalnızca iki takımın sahada vereceği bir mücadeleden ibaret olmamalı. Ne yazık ki maç öncesinde her iki taraftan da bazı kişilerin ırkçı, ayrıştırıcı ve aşırı milliyetçi söylemlerle ortamı germeye çalışması, futbolun etrafında örülmek istenen tehlikeli bir gerilimi beraberinde getiriyor.

Oysa futbol dediğimiz şey, doksan dakika boyunca süren bir rekabetten ibarettir. Bir taraf kazanır, diğer taraf kaybeder. Hakem son düdüğü çalar, futbolcular soyunma odalarına gider, taraftarlar evlerine döner. Hayat devam eder. Peki, bu doksan dakikayı insanların kimlikleri üzerinden bir düşmanlık meselesine dönüştürmenin kime, ne faydası var?

Sayın Valim, bir futbol maçının şehrin huzurundan, insanların can güvenliğinden ve toplumsal barıştan daha önemli olmaması gerekir.

Samsun, tarihiyle, toplumsal hafızasıyla ve insanıyla bu ülkenin önemli şehirlerinden biridir. Amedspor da kendisini destekleyen taraftarlarıyla bu ülkenin futbol gerçeğinin bir parçasıdır. İki takımın karşı karşıya gelmesi, iki şehrin, iki halkın ya da iki kimliğin karşı karşıya gelmesi anlamına gelmemelidir. Futbol sahasında rekabet olabilir; ancak bu rekabetin ırkçılığa, hakarete, tehdide ve düşmanlığa dönüşmesine izin verilmemelidir.

Elbette her iki takımın taraftarlarının tamamını aynı kefeye koymak doğru değildir. Binlerce insanın arasından bir avuç kişinin kullandığı provokatif dil, bütün bir taraftar topluluğuna mal edilemez. Ancak tehlike tam da burada başlıyor: Birkaç kişinin ortaya attığı nefret söylemi, gerekli tedbirler alınmadığında büyüyerek binlerce insanı etkileyebilecek bir gerilime dönüşebilir.

Bu nedenle mesele, kimin haklı ya da haksız olduğundan önce, olası bir taşkınlığın ve geri dönüşü olmayan olayların nasıl önleneceğidir.

Sayın Valim,

Sizden beklentimiz, maç öncesinde ve maç günü yaşanabilecek olumsuzlukları önlemek için gerekli güvenlik tedbirlerinin kararlılıkla alınacağınızdan asla şüphem yoktur. Emniyet birimleri, ilgili spor kurumları ve kulüp yönetimleri arasında güçlü bir koordinasyon sağlanmalı; provokatif paylaşımlar, tehditler ve açıkça nefret söylemi içeren çağrılar ciddiyetle değerlendirilmelidir. Stadyum çevresinde, taraftarların ulaşım güzergâhlarında ve maç sonrasında oluşabilecek yoğunluklarda gerekli önlemler alınmalıdır.

Eğer somut risk değerlendirmeleri, deplasman taraftarlarının güvenliğinin sağlanamayacağını ortaya koyuyorsa, deplasman yasağı da dâhil olmak üzere yasal ve ölçülü seçenekler değerlendirilmelidir. Ancak böyle bir karar, toptancı bir anlayışla değil, güvenlik ihtiyacı ve hukuki gereklilikler temelinde verilmelidir. Deplasman taraftarlarının güvenliği uygun önlemlerle sağlanabilecekse, öncelik güvenli bir karşılaşma ortamı oluşturmak olmalıdır.

Burada özellikle altını çizmek istediğimiz bir husus var: Bu yaklaşım yalnızca Samsun'da oynanacak maç için değil, Amedspor'un kendi sahasında Samsunspor'u ağırlayacağı karşılaşma için de geçerli olmalıdır.

Samsun'da Samsunsporlu taraftarların güvenliği ne kadar önemliyse, Diyarbakır'da Samsunsporlu taraftarların güvenliği de o kadar önemlidir. Samsun'da Amedsporlu taraftarların can güvenliği nasıl korunmalıysa, Diyarbakır'da da aynı hassasiyet gösterilmelidir. Ölçümüz takım renkleri, şehirler veya kimlikler değil; insan hayatı, hukuk ve kamu güvenliği olmalıdır.

Çünkü güvenlik tedbirleri bir tarafı cezalandırmak, diğer tarafı haklı çıkarmak ya da bir topluluğu hedef göstermek için değil, herkesin güvenliğini sağlamak için alınır. Bugün bir şehirde gösterilen hassasiyetin yarın diğer şehirde de gösterilmesi, hem adalet duygusunu güçlendirir hem de provokasyonların önünü keser.

Bir başka önemli mesele de sorumluluk sahibi insanların kullanacağı dildir. Siyasetçiler, yöneticiler, spor yorumcuları, kulüp temsilcileri ve taraftar gruplarının önde gelen isimleri, tansiyonu yükselten değil, düşüren açıklamalar yapmalıdır. Irkçı söylemler ve kimlikler üzerinden kurulan aşağılayıcı ifadeler, yalnızca söz olarak görülmemelidir. Bu tür ifadeler, uygun zemin bulduğunda gerçek hayatta şiddetin bahanesine dönüşebilir.

Burada herkesin kendisine sorması gereken bir soru var: Takımımızın kazanması uğruna başka insanların kendisini tehdit altında hissetmesine razı mıyız? Bir maçın sonucunu, bir insanın kimliğine duyulan öfkenin gerekçesi hâline getirmek gerçekten taraftarlık mıdır?

Hayır. Taraftarlık, takımını sevmektir; başkasından nefret etmek değil. Tribünde takımının arkasında durmaktır; başka bir insanın onurunu ayaklar altına almak değil. Rakibine karşı mücadele etmektir; rakibinin kimliğini hedef almak değil.

Sayın Valim,

Sizden beklentimiz, yalnızca maç günü yaşanabilecek olayları önlemeye yönelik bir güvenlik planı değil, aynı zamanda topluma güçlü bir mesaj verilmesine öncülük etmenizdir: Samsun'da hiç kimse kimliğinden dolayı hedef alınmayacak, hiçbir provokasyona müsamaha gösterilmeyecek ve hiç kimsenin güvenliği ihmal edilmeyecektir.

Bu mesajın Diyarbakır'da da aynı açıklıkla karşılık bulmasını temenni ediyoruz. Çünkü toplumsal barış, yalnızca kendi şehrimizdeki insanları korumakla değil, başka şehirlerdeki insanların güvenliğini de önemsemekle mümkündür.

Doksan dakika sonra skor tabelasında Samsunspor da yazabilir, Amedspor da. İyi oynayan kazansın, futbolun güzelliği konuşulsun, taraftarlar takımlarını desteklesin. Maç bitsin, insanlar birbirine düşmanlaşmadan evlerine dönsün.

Ne Samsunspor'un galibiyeti bir başkasının kimliğine karşı kazanılmış bir zaferdir ne de Amedspor'un galibiyeti başka bir kimliğin yenilgisi. Bunlar, futbolun kuralları içinde elde edilen sportif sonuçlardır. Bu sonuçlara siyasi, etnik ya da toplumsal düşmanlık anlamları yüklemek, en çok da futbolun kendisine zarar verir.

Unutmayalım ki bir maçın telafisi vardır. Kaybedilen puanlar geri alınabilir, başka maçlarda yeni galibiyetler kazanılabilir. Ancak bir provokasyonun yol açtığı şiddetin, yaralanmanın, can kaybının ve toplumsal hafızada açtığı yaranın telafisi her zaman mümkün değildir.

Sayın Vali Orhan Tavlı, bu maçın en büyük başarısı, doksan dakikanın sonunda herkesin sağ salim evine dönmesi olacaktır.

Gelin, bu karşılaşmayı düşmanlığın değil, sağduyunun kazandığı bir maça dönüştürelim. Irkçılığa karşı ortak bir duruş sergileyelim. Aşırı milliyetçi söylemlerin, kimlik kışkırtmalarının ve provokasyonların futbolun önüne geçmesine izin vermeyelim.

Kim kazanırsa kazansın, kazanan futbol olsun. Kaybeden ise nefret, ayrımcılık ve provokasyon olsun.

Çünkü bu ülkede hepimizin ihtiyacı yeni düşmanlıklar değil; birlikte yaşayabilmenin, birbirimize saygı duyabilmenin ve farklılıklarımıza rağmen aynı tribünde, aynı sokakta, aynı ülkede huzur içinde var olabilmenin yollarını çoğaltmaktır.

Bu maçın kaybedeni kardeşliğimiz olmasın!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi