Murat MARAP
Köşe Yazarı
Murat MARAP
 

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’a Mektup

Sayın Genel Başkan, bu yazıyı kaleme almadan önce niyetim akıl verip hadisizlik yapmak değildir. Bir rahatsızlığı sizinle paylaşmaktır. Sayın Genel Başkan, Milli Görüş’ün ahlakı makamdan daha büyüktür! Bu mektubu bir kırgınlığın, kişisel bir hesabın ya da siyasi bir husumetin ürünü olarak değil; Milli Görüş davasına gönül vermiş insanların vicdanından yükselen bir ses olarak kaleme alıyorum. Çünkü bazı meseleler vardır ki görmezden gelindikçe büyür, konuşulmadıkça derinleşir ve zamanında müdahale edilmediğinde bir teşkilatın geleceğini tehdit eder. Bugün Yeniden Refah Partisi içerisinde konuşulması, araştırılması ve gereken adımların atılması gerektiğine inandığım mesele de tam olarak budur. Sayın Erbakan, Milli Görüş yalnızca bir siyasi hareket değil, aynı zamanda bir ahlak ve karakter mücadelesidir. Bu hareketin temelinde nezaket, tevazu, kardeşlik, kul hakkına riayet ve insanı makamına göre değil, insan olduğu için değerli görmek vardır. Milli Görüş geleneğinde makamlar geçicidir; dava ise şahısların üzerinde, nesillerin omuzlarında taşınan bir emanettir. İşte tam da bu nedenle, teşkilat mensuplarına yönelik olduğu ileri sürülen bazı davranışları gündeme getirmek ve bunların araştırılmasını istemek bir zorunluluktur. Bir teşkilatın gücü, mensuplarına nasıl davrandığıyla ölçülür Sayın Suat Kılıç hakkında teşkilat çevrelerinde dile getirildiği belirtilen çeşitli olaylar var. Bunlar arasında Eskişehir’de namaz vaktiyle ilgili yaşanan bir tartışma, Ankara’daki bir kahvehane ziyaretinde ikram edilen çayın geri çevrilmesi, genç bir teşkilat mensubuna rozet takılması meselesi üzerinden sert davranıldığı iddiası ve Antalya’da bir teşkilat mensubuna imza defteri fırlatıldığı yönündeki anlatımlar bulunuyor. Bunların yanında, Muğla’da kendisini karşılamaya gelen araçla ilgili yaşanan tartışmalar, araç paspasını il başkanına fırlatması ve bir ev ziyaretinde ev sahibinden kahvenin tekrar tekrar getirilmesinin istendiğine ilişkin anlatımlar da incelenmesi gereken konular arasındadır. Yine Muğla’da teşkilat içerisinde İl Başkanına fiziksel müdahalede bulunulduğu son derece ciddi bir konudur. Bu tür gerçekler ve iddialar, kim tarafından dile getirilirse getirilsin, tarafsız biçimde incelenmeli; varsa tanıklar dinlenmeli ve olayların gerçekliği ortaya çıkarılmalıdır. Burada önemli olan, herhangi bir kişiyi peşinen suçlu ilan etmek değildir. Önemli olan, bu iddiaların yaşanan olumsuz durumların üzerinin örtülmemesi ve teşkilat mensuplarının kendilerini güvende hissedebilecekleri bir ortamın oluşturulmasıdır. Çünkü bir siyasi hareketin itibarı, yalnızca seçim meydanlarında kurulan cümlelerle değil, kapalı kapılar ardında ve günlük hayatta sergilenen davranışlarla da şekillenir. Sayın Genel Başkan, gençlerin gönlünü kazanmak mı, kırmak mı? Bir siyasi partinin en kıymetli hazinesi, makam sahipleri değil; o davaya inandığı için fedakârlık yapan insanlarıdır. Düşünün ki henüz 17-18 yaşlarında bir genç, inandığı bir dava uğruna teşkilata katılıyor. Belki okulundan, ailesinden, arkadaşlarından zaman ayırıyor; belki cebindeki harçlığıyla programlara katılıyor. Bir büyüğünden öğreneceği şeyler olduğuna inanıyor ve heyecanla çalışıyor. Böyle bir gencin, bir rozet meselesi yüzünden ağır sözlere maruz kaldığı iddiası doğruysa burada durup düşünmek gerekir. O gencin kalbinde açılan yarayı kim saracak? O gencin ailesine ve arkadaşlarına anlatacağı kırgınlığın hesabını kim verecek? Ve en önemlisi, o genç bir gün teşkilattan ayrıldığında onun kaybını hangi makam telafi edecek? Gençleri kazanmak emek ister; onları küstürmek ise bazen birkaç saniye sürer. Bir liderin gerçek büyüklüğü, kendisinden daha alt bir makamda bulunan insana nasıl davrandığında ortaya çıkar. Çünkü güçlünün karşısında saygılı görünmek kolaydır; asıl ahlak, insanın kendisine bağlı olanlara karşı sergilediği tavırda belli olur. Bir fincan kahve, bir bardak çay ve büyük bir dava Anadolu insanının gönlünde misafirin ayrı bir yeri vardır. Bir kahvehane ziyareti yalnızca siyasi bir program değildir; esnafla gönül bağı kurmanın, bir insanın hâlini hatırını sormanın vesilesidir. Bir ev ziyareti de öyledir. Ev sahibi imkânı ölçüsünde ikramda bulunur. O ikramın maddi değeri değil, taşıdığı samimiyet önemlidir. Muğla’da bir ev ziyaretinde, ev sahibinden kamera görüntüsü gerekçesiyle kahveyi tekrar tekrar getirmesinin istendiği gerçektir. Bu durumun yaşanmasından dolayı ev sahibinin kalbinin kırılması sonucu partiden istifa ediyorsa, bu konunun üzerinde ciddiyetle durulmalıdır. Çünkü bir fincan kahve, bazen bir insanın yıllardır taşıdığı siyasi aidiyetten daha küçük görünebilir; ancak o kahveyi hazırlayan insanın gönlü, hiçbir siyasi makamdan daha değersiz değildir. Kahveyi beş kez getirtmekle değil, ev sahibinin gönlünü bir kez kazanmakla büyür insan. Esnafın ikram ettiği çayı geri çevirmek elbette tek başına bir saygısızlık göstergesi sayılamaz. Her insanın o an çay içmemek için geçerli bir sebebi olabilir. Ancak bu tür ziyaretlerde kullanılan üslup, sergilenen tavır ve karşıdaki insanın kendisini nasıl hissettiği önemlidir. Siyaset, insanlara kendimizi göstermekten önce insanları gördüğümüzü hissettirme sanatıdır. Namaz mı, program mı? Önce ahlak! Eskişehir’de namaz vakti sırasında yaşanan tartışma da ayrıca değerlendirilmelidir. Namaz, inançlı bir insan için sıradan bir gündelik mesele değildir. Aynı şekilde, bir teşkilatın programı da belli bir düzen ve sorumluluk gerektirir. Ancak bunlar arasındaki bir anlaşmazlığın sert tartışmaya dönüşmesi, meselenin yalnızca program yönetimi açısından değil, kullanılan dil ve gösterilen saygı açısından da incelenmesini gerektirir. Milli Görüş geleneği, inancın yalnızca sözle ifade edilmesini değil, davranışlara da yansımasını esas alır. İnsanlara karşı merhametli olmak, öfkeyi kontrol etmek, farklı görüşlere tahammül göstermek ve kardeşinin hakkını gözetmek de ahlakın ayrılmaz parçalarıdır. Hiç kimse, taşıdığı makamı veya siyasi konumunu başkasının inancını, emeğini ya da onurunu küçümsemek için bir gerekçe hâline getirmemelidir. Sayın Genel Başkan, özellikle Eskişehir ve Muğla'da yaşanan olaylardan haberiniz var biliyorum. Sayın Suat Kılıç hakkında dile getirilen bu yaşanan gerçeklerin ve iddiaların ne kadarı size ulaştı? Ulaştıysa ne kadarı araştırıldı? İddialara konu olan teşkilat mensupları dinlendi mi? Olayların yaşandığı öne sürülen yerlerde tarafsız bir inceleme yapıldı mı? Bu soruların cevapları, yalnızca bir kişinin siyasi geleceği bakımından değil, partinin kurumsal itibarı açısından da önemlidir. Eğer iddialar asılsızsa bunu ortaya koymak da parti yönetiminin görevidir. Eğer iddialar doğruysa, bunların gereğini yapmak da aynı derecede önemlidir. Bir insanın unvanı, kendisini eleştiriden muaf tutmamalıdır. Hiçbir makam, hiçbir siyasi geçmiş ve hiçbir kişisel yakınlık teşkilat mensuplarının hakkından daha üstün değildir. İddia odur ki Sayın Kılıç'ın Diyarbakır gezisi sırasında karşılamaya gelen aracın rengini beğenmeyip siyah renkli araba istemesidir. Bu iddia doğru ise durum çok vahimdir. İstifalar, teşkilatın nabzını tutmak için bir uyarıdır Yeniden Refah Partisi’nden ayrılan her insanın ayrılık gerekçesi aynı olmayabilir. Siyasi görüş ayrılıkları, kişisel tercihler ve farklı beklentiler de istifalara neden olabilir. Ancak Suat Kılıç’a yönelik tutum ve davranış iddialarının ve yaşanan bazı gerçeklerin istifalarda etkili olduğu ileri sürülüyorsa, bu durumun araştırılması gerekir. Çünkü bir teşkilatın kapısından giren insanı kazanmak kadar, neden ayrıldığını anlamak da yöneticilerin sorumluluğudur. İstifa eden bir insanı hemen vefasızlıkla suçlamak kolaydır. Peki ya o insanın neden kırıldığını dinlemek? Yıllarca emek vermiş bir teşkilat mensubunun neden uzaklaştığını sormak, bir yöneticinin sorumluluğu değil midir? Eğer insanların ortak şikâyetleri varsa, burada yalnızca bireysel kırgınlıklardan değil, düzeltilmesi gereken bir yönetim anlayışından da söz etmek gerekebilir. Bir siyasi hareket, kendisini eleştiren herkesi karşısına alarak değil, haklı eleştirilerden ders çıkararak büyür. Milli Görüş davası hiçbir şahsın gölgesinde kalmamalıdır Sayın Genel Başkan, Yeniden Refah Partisi’ne gönül veren insanların beklentisi son derece açıktır: Adalet, ahlak, liyakat, istişare ve kardeşlik. Bu insanlar, bir makama sahip olan kişinin kendilerinden üstün olduğunu düşünmek istemiyor. Tam tersine, o makamı taşıyan kişinin daha fazla sorumluluk sahibi olmasını bekliyor. Çünkü makam yükseldikçe tevazunun da artması gerekir. Sorumluluk büyüdükçe insanlara karşı gösterilen hassasiyet de büyümelidir. Teşkilat mensupları birer sayıdan, esnaf ziyaretleri birer kamera görüntüsünden, ev sahipleri birer siyasi dekor unsurundan ibaret değildir. Her birinin bir ailesi, emeği, onuru ve gönlü vardır. Milli Görüş, insanı merkeze alan bir anlayış iddiasındaysa bu iddia en önce kendi teşkilatlarında karşılık bulmalıdır. Kimseye peşinen hüküm vermeden, hiçbir iddiayı da sırf bir makam sahibini rahatsız edecek diye görmezden gelmeden hareket etmek gerekir. Adalet, yalnızca başkalarından talep edildiğinde değil, kendi içimizde uygulandığında anlam kazanır. Dava adamlığı, makamla değil ahlakla ölçülür Sayın Fatih Erbakan, Sizden beklentim, Suat Kılıç hakkında dile getirilen yaşanan gerçeklerin ve iddiaların bağımsız ve tarafsız biçimde incelenmesi, olaylara ilişkin tanıkların dinlenmesi ve mağdur olduğunu söyleyen teşkilat mensuplarının kendilerini baskı altında hissetmeden konuşabilmelerinin sağlanmasıdır. Yaşanan gerçekleri biliyoruz ve de bazı iddialar da doğruysa gereken kurumsal ve disiplin işlemlerinin uygulanması; doğru değilse de kişilerin itibarını koruyacak biçimde gerçeğin ortaya konulması gerekir. Kimseye haksızlık yapılmasın. Ama kimsenin de makamı nedeniyle hesap vermekten muaf tutulduğu düşüncesi oluşmasın. Çünkü bu dava, bir kişinin siyasi kariyerinden de, herhangi bir makamın itibarından da büyüktür. Unutulmamalıdır ki bir teşkilatın duvarlarını binalar, tabelalar ve makamlar ayakta tutmaz. O teşkilatı ayakta tutan; insanların birbirine duyduğu güven, adalet duygusu ve samimiyettir. İnsanlar kendilerine değer verildiğini hissettiklerinde fedakârlık yapar. Dinlendiklerinde güven duyar. Haksızlık karşısında adalet gördüklerinde ise davalarına daha sıkı sarılırlar. Ama kırgınlıklar birikir, şikâyetler cevapsız kalır ve makamlar eleştiriden uzak tutulursa en güçlü görünen teşkilatlar bile içeriden zayıflayabilir. Benim meselem bir şahısla hesaplaşmak değil, Milli Görüş ahlakının korunmasıdır. Benim çağrım bir kişiyi hedef göstermek değil, gerçeklerin üzerine gidilmesi, iddiaların araştırılması ve adaletin tesis edilmesidir. Ve benim temennim, Yeniden Refah Partisi’nin şahısların değil, ilkelerin etrafında kenetlenmesidir. Sayın Genel Başkan, Milli Görüş’ün ölçüsü makam değil ahlaktır. Sadakat, yanlış karşısında susmak değil; doğruyu savunabilmektir. Dava adamlığı ise insanlara hükmetmek değil, onlara hizmet etmektir. Gelin, teşkilatlarda kırılan gönülleri onarmak için geç kalmayalım. Şikâyetleri dinleyelim, iddiaları araştıralım ve hakikatin gereğini yerine getirelim. Çünkü hiçbir makam, bir insanın onurundan; hiçbir siyasi hesap, adaletten; hiçbir şahıs da Milli Görüş davasından daha büyük değildir.  
Ekleme Tarihi: 20 Ekim 2026 -Salı
Murat MARAP

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’a Mektup

Sayın Genel Başkan, bu yazıyı kaleme almadan önce niyetim akıl verip hadisizlik yapmak değildir. Bir rahatsızlığı sizinle paylaşmaktır.

Sayın Genel Başkan, Milli Görüş’ün ahlakı makamdan daha büyüktür!

Bu mektubu bir kırgınlığın, kişisel bir hesabın ya da siyasi bir husumetin ürünü olarak değil; Milli Görüş davasına gönül vermiş insanların vicdanından yükselen bir ses olarak kaleme alıyorum.

Çünkü bazı meseleler vardır ki görmezden gelindikçe büyür, konuşulmadıkça derinleşir ve zamanında müdahale edilmediğinde bir teşkilatın geleceğini tehdit eder. Bugün Yeniden Refah Partisi içerisinde konuşulması, araştırılması ve gereken adımların atılması gerektiğine inandığım mesele de tam olarak budur.

Sayın Erbakan, Milli Görüş yalnızca bir siyasi hareket değil, aynı zamanda bir ahlak ve karakter mücadelesidir.

Bu hareketin temelinde nezaket, tevazu, kardeşlik, kul hakkına riayet ve insanı makamına göre değil, insan olduğu için değerli görmek vardır. Milli Görüş geleneğinde makamlar geçicidir; dava ise şahısların üzerinde, nesillerin omuzlarında taşınan bir emanettir.

İşte tam da bu nedenle, teşkilat mensuplarına yönelik olduğu ileri sürülen bazı davranışları gündeme getirmek ve bunların araştırılmasını istemek bir zorunluluktur.

Bir teşkilatın gücü, mensuplarına nasıl davrandığıyla ölçülür

Sayın Suat Kılıç hakkında teşkilat çevrelerinde dile getirildiği belirtilen çeşitli olaylar var. Bunlar arasında Eskişehir’de namaz vaktiyle ilgili yaşanan bir tartışma, Ankara’daki bir kahvehane ziyaretinde ikram edilen çayın geri çevrilmesi, genç bir teşkilat mensubuna rozet takılması meselesi üzerinden sert davranıldığı iddiası ve Antalya’da bir teşkilat mensubuna imza defteri fırlatıldığı yönündeki anlatımlar bulunuyor.

Bunların yanında, Muğla’da kendisini karşılamaya gelen araçla ilgili yaşanan tartışmalar, araç paspasını il başkanına fırlatması ve bir ev ziyaretinde ev sahibinden kahvenin tekrar tekrar getirilmesinin istendiğine ilişkin anlatımlar da incelenmesi gereken konular arasındadır.

Yine Muğla’da teşkilat içerisinde İl Başkanına fiziksel müdahalede bulunulduğu son derece ciddi bir konudur. Bu tür gerçekler ve iddialar, kim tarafından dile getirilirse getirilsin, tarafsız biçimde incelenmeli; varsa tanıklar dinlenmeli ve olayların gerçekliği ortaya çıkarılmalıdır.

Burada önemli olan, herhangi bir kişiyi peşinen suçlu ilan etmek değildir. Önemli olan, bu iddiaların yaşanan olumsuz durumların üzerinin örtülmemesi ve teşkilat mensuplarının kendilerini güvende hissedebilecekleri bir ortamın oluşturulmasıdır.

Çünkü bir siyasi hareketin itibarı, yalnızca seçim meydanlarında kurulan cümlelerle değil, kapalı kapılar ardında ve günlük hayatta sergilenen davranışlarla da şekillenir.

Sayın Genel Başkan, gençlerin gönlünü kazanmak mı, kırmak mı?

Bir siyasi partinin en kıymetli hazinesi, makam sahipleri değil; o davaya inandığı için fedakârlık yapan insanlarıdır.

Düşünün ki henüz 17-18 yaşlarında bir genç, inandığı bir dava uğruna teşkilata katılıyor. Belki okulundan, ailesinden, arkadaşlarından zaman ayırıyor; belki cebindeki harçlığıyla programlara katılıyor. Bir büyüğünden öğreneceği şeyler olduğuna inanıyor ve heyecanla çalışıyor.

Böyle bir gencin, bir rozet meselesi yüzünden ağır sözlere maruz kaldığı iddiası doğruysa burada durup düşünmek gerekir.

O gencin kalbinde açılan yarayı kim saracak?

O gencin ailesine ve arkadaşlarına anlatacağı kırgınlığın hesabını kim verecek?

Ve en önemlisi, o genç bir gün teşkilattan ayrıldığında onun kaybını hangi makam telafi edecek?

Gençleri kazanmak emek ister; onları küstürmek ise bazen birkaç saniye sürer.

Bir liderin gerçek büyüklüğü, kendisinden daha alt bir makamda bulunan insana nasıl davrandığında ortaya çıkar. Çünkü güçlünün karşısında saygılı görünmek kolaydır; asıl ahlak, insanın kendisine bağlı olanlara karşı sergilediği tavırda belli olur.

Bir fincan kahve, bir bardak çay ve büyük bir dava

Anadolu insanının gönlünde misafirin ayrı bir yeri vardır. Bir kahvehane ziyareti yalnızca siyasi bir program değildir; esnafla gönül bağı kurmanın, bir insanın hâlini hatırını sormanın vesilesidir.

Bir ev ziyareti de öyledir. Ev sahibi imkânı ölçüsünde ikramda bulunur. O ikramın maddi değeri değil, taşıdığı samimiyet önemlidir.

Muğla’da bir ev ziyaretinde, ev sahibinden kamera görüntüsü gerekçesiyle kahveyi tekrar tekrar getirmesinin istendiği gerçektir. Bu durumun yaşanmasından dolayı ev sahibinin kalbinin kırılması sonucu partiden istifa ediyorsa, bu konunun üzerinde ciddiyetle durulmalıdır.

Çünkü bir fincan kahve, bazen bir insanın yıllardır taşıdığı siyasi aidiyetten daha küçük görünebilir; ancak o kahveyi hazırlayan insanın gönlü, hiçbir siyasi makamdan daha değersiz değildir.

Kahveyi beş kez getirtmekle değil, ev sahibinin gönlünü bir kez kazanmakla büyür insan.

Esnafın ikram ettiği çayı geri çevirmek elbette tek başına bir saygısızlık göstergesi sayılamaz. Her insanın o an çay içmemek için geçerli bir sebebi olabilir. Ancak bu tür ziyaretlerde kullanılan üslup, sergilenen tavır ve karşıdaki insanın kendisini nasıl hissettiği önemlidir.

Siyaset, insanlara kendimizi göstermekten önce insanları gördüğümüzü hissettirme sanatıdır.

Namaz mı, program mı? Önce ahlak!

Eskişehir’de namaz vakti sırasında yaşanan tartışma da ayrıca değerlendirilmelidir.

Namaz, inançlı bir insan için sıradan bir gündelik mesele değildir. Aynı şekilde, bir teşkilatın programı da belli bir düzen ve sorumluluk gerektirir. Ancak bunlar arasındaki bir anlaşmazlığın sert tartışmaya dönüşmesi, meselenin yalnızca program yönetimi açısından değil, kullanılan dil ve gösterilen saygı açısından da incelenmesini gerektirir.

Milli Görüş geleneği, inancın yalnızca sözle ifade edilmesini değil, davranışlara da yansımasını esas alır.

İnsanlara karşı merhametli olmak, öfkeyi kontrol etmek, farklı görüşlere tahammül göstermek ve kardeşinin hakkını gözetmek de ahlakın ayrılmaz parçalarıdır.

Hiç kimse, taşıdığı makamı veya siyasi konumunu başkasının inancını, emeğini ya da onurunu küçümsemek için bir gerekçe hâline getirmemelidir.

Sayın Genel Başkan, özellikle Eskişehir ve Muğla'da yaşanan olaylardan haberiniz var biliyorum.

Sayın Suat Kılıç hakkında dile getirilen bu yaşanan gerçeklerin ve iddiaların ne kadarı size ulaştı? Ulaştıysa ne kadarı araştırıldı? İddialara konu olan teşkilat mensupları dinlendi mi? Olayların yaşandığı öne sürülen yerlerde tarafsız bir inceleme yapıldı mı?

Bu soruların cevapları, yalnızca bir kişinin siyasi geleceği bakımından değil, partinin kurumsal itibarı açısından da önemlidir.

Eğer iddialar asılsızsa bunu ortaya koymak da parti yönetiminin görevidir. Eğer iddialar doğruysa, bunların gereğini yapmak da aynı derecede önemlidir.

Bir insanın unvanı, kendisini eleştiriden muaf tutmamalıdır. Hiçbir makam, hiçbir siyasi geçmiş ve hiçbir kişisel yakınlık teşkilat mensuplarının hakkından daha üstün değildir.

İddia odur ki Sayın Kılıç'ın Diyarbakır gezisi sırasında karşılamaya gelen aracın rengini beğenmeyip siyah renkli araba istemesidir. Bu iddia doğru ise durum çok vahimdir.

İstifalar, teşkilatın nabzını tutmak için bir uyarıdır

Yeniden Refah Partisi’nden ayrılan her insanın ayrılık gerekçesi aynı olmayabilir. Siyasi görüş ayrılıkları, kişisel tercihler ve farklı beklentiler de istifalara neden olabilir.

Ancak Suat Kılıç’a yönelik tutum ve davranış iddialarının ve yaşanan bazı gerçeklerin istifalarda etkili olduğu ileri sürülüyorsa, bu durumun araştırılması gerekir.

Çünkü bir teşkilatın kapısından giren insanı kazanmak kadar, neden ayrıldığını anlamak da yöneticilerin sorumluluğudur.

İstifa eden bir insanı hemen vefasızlıkla suçlamak kolaydır. Peki ya o insanın neden kırıldığını dinlemek?

Yıllarca emek vermiş bir teşkilat mensubunun neden uzaklaştığını sormak, bir yöneticinin sorumluluğu değil midir?

Eğer insanların ortak şikâyetleri varsa, burada yalnızca bireysel kırgınlıklardan değil, düzeltilmesi gereken bir yönetim anlayışından da söz etmek gerekebilir.

Bir siyasi hareket, kendisini eleştiren herkesi karşısına alarak değil, haklı eleştirilerden ders çıkararak büyür.

Milli Görüş davası hiçbir şahsın gölgesinde kalmamalıdır

Sayın Genel Başkan,

Yeniden Refah Partisi’ne gönül veren insanların beklentisi son derece açıktır: Adalet, ahlak, liyakat, istişare ve kardeşlik.

Bu insanlar, bir makama sahip olan kişinin kendilerinden üstün olduğunu düşünmek istemiyor. Tam tersine, o makamı taşıyan kişinin daha fazla sorumluluk sahibi olmasını bekliyor.

Çünkü makam yükseldikçe tevazunun da artması gerekir. Sorumluluk büyüdükçe insanlara karşı gösterilen hassasiyet de büyümelidir.

Teşkilat mensupları birer sayıdan, esnaf ziyaretleri birer kamera görüntüsünden, ev sahipleri birer siyasi dekor unsurundan ibaret değildir. Her birinin bir ailesi, emeği, onuru ve gönlü vardır.

Milli Görüş, insanı merkeze alan bir anlayış iddiasındaysa bu iddia en önce kendi teşkilatlarında karşılık bulmalıdır.

Kimseye peşinen hüküm vermeden, hiçbir iddiayı da sırf bir makam sahibini rahatsız edecek diye görmezden gelmeden hareket etmek gerekir.

Adalet, yalnızca başkalarından talep edildiğinde değil, kendi içimizde uygulandığında anlam kazanır.

Dava adamlığı, makamla değil ahlakla ölçülür

Sayın Fatih Erbakan,

Sizden beklentim, Suat Kılıç hakkında dile getirilen yaşanan gerçeklerin ve iddiaların bağımsız ve tarafsız biçimde incelenmesi, olaylara ilişkin tanıkların dinlenmesi ve mağdur olduğunu söyleyen teşkilat mensuplarının kendilerini baskı altında hissetmeden konuşabilmelerinin sağlanmasıdır.

Yaşanan gerçekleri biliyoruz ve de bazı iddialar da doğruysa gereken kurumsal ve disiplin işlemlerinin uygulanması; doğru değilse de kişilerin itibarını koruyacak biçimde gerçeğin ortaya konulması gerekir.

Kimseye haksızlık yapılmasın. Ama kimsenin de makamı nedeniyle hesap vermekten muaf tutulduğu düşüncesi oluşmasın.

Çünkü bu dava, bir kişinin siyasi kariyerinden de, herhangi bir makamın itibarından da büyüktür.

Unutulmamalıdır ki bir teşkilatın duvarlarını binalar, tabelalar ve makamlar ayakta tutmaz. O teşkilatı ayakta tutan; insanların birbirine duyduğu güven, adalet duygusu ve samimiyettir.

İnsanlar kendilerine değer verildiğini hissettiklerinde fedakârlık yapar. Dinlendiklerinde güven duyar. Haksızlık karşısında adalet gördüklerinde ise davalarına daha sıkı sarılırlar.

Ama kırgınlıklar birikir, şikâyetler cevapsız kalır ve makamlar eleştiriden uzak tutulursa en güçlü görünen teşkilatlar bile içeriden zayıflayabilir.

Benim meselem bir şahısla hesaplaşmak değil, Milli Görüş ahlakının korunmasıdır.

Benim çağrım bir kişiyi hedef göstermek değil, gerçeklerin üzerine gidilmesi, iddiaların araştırılması ve adaletin tesis edilmesidir.

Ve benim temennim, Yeniden Refah Partisi’nin şahısların değil, ilkelerin etrafında kenetlenmesidir.

Sayın Genel Başkan, Milli Görüş’ün ölçüsü makam değil ahlaktır. Sadakat, yanlış karşısında susmak değil; doğruyu savunabilmektir. Dava adamlığı ise insanlara hükmetmek değil, onlara hizmet etmektir.

Gelin, teşkilatlarda kırılan gönülleri onarmak için geç kalmayalım. Şikâyetleri dinleyelim, iddiaları araştıralım ve hakikatin gereğini yerine getirelim.

Çünkü hiçbir makam, bir insanın onurundan; hiçbir siyasi hesap, adaletten; hiçbir şahıs da Milli Görüş davasından daha büyük değildir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Milli Görüş sevdalısı
(20.10.2026 21:43 - #317)
İnşallah benim tüm yazıyı okuduğum gibi Genel Başkan ve olayı bilmeyenlerde okur.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Kocaeli Li..
(20.10.2026 22:37 - #318)
Suat bey bu partiye ajan olarak getirilmiştir.. Doğan bekin vekilimize terçih edilmiştir
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi